Deneyimlerimiz, ömrümüzün sonuna kadar bize yol gösteren kılavuzumuz oluyor. Belki de hayal kırıklıklarımıza en uygun gelen kılıfa, deneyim adını veriyoruz.

Ruhumuzun derinliklerine yolculuk yaptığımızda, bizi mutluluklarımız karşılamıyor. İnsanoğlunu bu kadar doyumsuz kılan şey de budur; yetinemediklerimiz. Kılavuzumuzda bize yol gösteren anılarımızın içine; bir çocuğun tebessümündeki umutları koymak yerine, çıkarlarını ön plana koyan insanın hayatımızda bıraktığı izleri koyuyoruz. Ve en acısı da şu ki; o insanın bıraktığı izleri, başka birinde bizim bırakmış olma ihtimalini her zaman göz ardı ediyoruz. Austin Texas Üniversitesi, toplumun en büyük sorunlarından birine atıfta bulunan bir çalışma gerçekleştirdi.

Araştırma sonuçları; kötü bir olayın hafızadan silinmesinin, daha fazla efor gerektirdiğini işaret ediyor. Buna göre; anıların nasıl zayıfladığı tespit edildiğinde, tedavi yöntemleri tasarlanabilir ve kişi, istenmeyen anıları unutabilir. Araştırmada ayrıca; duygusal mesajlardan ziyade, sahneleri unutmanın daha kolay olduğu vurgulandı. Gelecek zamanlarda bu sorunumuza da bilim dünyasında çözüm bulunacağı kaçınılmaz.

Bilim dünyasından çözüm beklemektense, farklı renk ve düşüncelere saygı göstermenin çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmanın temelini oluşturacağını düşündüğümü belirterek yazıya nokta koymak istiyorum 🙂

CEVAP VER

Yorumunuzu yapın
Lütfen isminizi giriniz